Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Osmaniye, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Yeni sanayileşen ülkeler döviz piyasalarında adaptif piyasalar hipotezinin geçerliliği ve getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkinin Türkiye özelinde incelenmesi
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Güven, Gökhan; Cihangir, Mehmet
Adaptif Piyasalar Hipotezi, piyasa etkinliğinin zamanla değişebileceğini savunan bir teoridir. Bu hipotez etkinlik düzeyindeki değişimlerin sebebini, piyasa koşulları başta olmak üzere birçok etkene bağlamaktadır. Etkin Piyasalar Hipotezi, piyasaların her zaman etkin olduğunu ve bu nedenle yatırımcıların geçmiş verileri kullanarak fazla getiri sağlayamayacağını savunmaktadır. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalar, piyasaların her zaman etkin olmadığını ve yatırımcıların bazen rasyonel olmayan davranışlar sergilediğini göstermiştir. Adaptif Piyasalar Hipotezi, bu eleştirilere paralel olarak geliştirilmiştir ve piyasaların dinamik olduğunu, farklı etkenlere bağlı olarak zaman içinde değişen etkinlik düzeyleri sergileyebileceğini öne sürmektedir. Bu tezde Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerliliği Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasalarında incelenmektedir. Ayrıca getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişki Türkiye döviz piyasası özelinde araştırılmaktadır. Bu doğrultuda söz konusu ülkelerin ABD Doları karşısındaki döviz piyasalarının, Ocak 2000 – Aralık 2023 dönemine ait aylık kapanış verileri Automatic Portmanteau ve Wild-Bootstrap Automatic Variance Ratio testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu testler, kayan pencereler yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanarak, piyasa getirilerinin öngörülebilirlik derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Daha sonra, getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkiyi incelemek için Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasaları bazı dönemler etkin bir yapıya sahipken bazı dönemler etkin olmayan bir yapıya sahiptir. Bu durum Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Ayrıca Türkiye döviz piyasası özelinde incelenen analiz sonuçlarına göre Johanesen Eşbütünleşme testi sonuçları, serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettiklerini göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçları ise değişkenlerden bazılarının Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olduğunu, bazılarında bu ilişkinin olmadığını göstermektedir. Bu kapsamda dış ticaret dengesi, dolar endeksi, brent petrol fiyatları, enflasyon ve politika faiz oranı Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olan değişkenlerdir. Tüketici güven endeksi, altın fiyatları ve BİST100 ise ilişkili olmayan değişkenler olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar Türkiye döviz piyası etkinlik değişimi üzerinde tüketici algısı ve sermaye piyasası getirilerinden ziyade, fiyat istikrarı, dış denge ve küresel maliyet unsurları gibi temel makroekonomik dinamikler tarafından şekillendiğini göstermektedir.
İktisat okullarının rasyonellik anlayışları çerçevesinde liberteryen paternalizm politikalarının değerlendirilmesi
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Çapar, Başak; Göcen, Serdar
İktisat, kıt kaynakların sınırsız insan ihtiyaçları arasında tahsisini inceleyen bilim dalıdır. Karar alma mekanizmaları bu kıt kaynakların verimli tahsisinde rol oynamaktadır. Geleneksel iktisat teorisinin temel varsayımlarından biri, geleneksel iktisat teorisindeki karar alma birimlerinin rasyonellik varsayımı altında seçimler yaptığına inanan rasyonalite kavramıdır. Ancak rasyonellik kavramının ve rasyonel bireylerin rasyonel davranışlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı çağlar boyunca en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Ekonomik modeller bireysel rasyonelliğe dayanmaktadır. Ancak ekonomik istikrarsızlık ve kriz nedeniyle mükemmel rasyonellik varsayımı sorgulanmaya başlanmıştır. Davranışsal İktisat, insan rasyonelliğinin sınırlı olduğuna inanır, dolayısıyla faaliyetlerin sonuçları mükemmel olmaktan uzaktır. Ana akım ekonomik modelleri daha gerçekçi aksiyomlara dayandırmaya çalışır. Davranışsal İktisat, rasyonelliğin bireyler tarafından alınan tüm kararlarda gözlemlenebileceğini iddia eden ana akım ekonomik geleneğin aksine, rasyonelliği genel bir açıklamadan ziyade istisna olarak ele alan, gelişmekte olan bir disiplindir. Sınırlı seçimler, sınırlı zihinsel veya fiziksel yetenek veya bilgi ve sınırlı sezgisel eğilimler; bireylerin mantıksız kararlar almasına yol açabilir. Avusturya İktisat Okulu ise rasyonellik anlayışında farklı bir yaklaşım benimseyerek, bireyin sınırlı bilgiye sahip olduğu gerçeğini merkeze alır. Mises'in praksiyoloji temelli görüşü, her insan eyleminin özünde rasyonel olduğunu; Hayek'in bilgi teorisi ise bilginin toplum içinde dağınık yapısını vurgulayarak, rasyonelliği bireysel akıldan çok toplumsal süreçlerle ilişkilendirir. Bu bakış açısı, rasyonelliği yalnızca araçların amaçlara uygunluğu temelinde değerlendirerek, amaçların içeriğini analiz dışında bırakır. Bu farklı rasyonellik yaklaşımlarının politika yansımaları da bulunmaktadır. Davranışsal iktisat, sınırlı rasyonalite nedeniyle bireylerin karar hatalarına karşı "Liberteryen paternalizm" yaklaşımıyla müdahaleyi önermektedir. Bu yaklaşım, bireylerin tercih özgürlüğünü ortadan kaldırmadan, karar verme süreçlerini yönlendiren hafif dürtme (nudges) ile daha iyi sonuçlara ulaşmayı amaçlamaktadır. Avusturya iktisadı ise bireylerin özgür seçimlerine ve dağılmış bilgiyi içeren kendiliğinden düzen süreçlerine vurgu yaparak, paternalist müdahalelere mesafeli yaklaşmaktadır.
Finansal oranlar aracılığıyla kredi değerlendirme riskinin veri madenciliği yöntemleriyle analizi
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Apaydın, Fevzi; Önal, Servet
Günümüzde finansal tablolarda gerçekleştirilen hileler, bankacılık sektöründe kredi riskinin doğru değerlendirilmesini zorlaştırmakta ve finansal istikrarı tehdit etmektedir. Klasik istatistiksel veri madenciliği yöntemleri, bu tür karmaşık hileleri tespit etmede yetersiz kalmakta ve bankaları ciddi maddi zararlara uğratabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, veri madenciliği yöntemlerinin finansal tablolar üzerinde uygulama potansiyelini araştırarak bankaların kredi değerlendirme süreçlerinde risklerin daha etkin biçimde tespit edilmesini sağlamaktır. Tez kapsamında, Osmaniye ilinde faaliyet gösteren KOBİ niteliğindeki 112 işletmenin finansal verileri analiz edilmiş; bu işletmelerin 56'sı kredi talebi onaylanan ve borçlarını düzenli ödeyenler olarak, diğer 56'sı ise kredi talebi reddedilen ve kredi riski taşıyan işletmeler olarak sınıflandırılmıştır. Araştırmada, literatürde yaygın olarak kullanılan 13 finansal oran temel alınmış ve bu oranlara dayalı veri madenciliği modelleri oluşturulmuştur. Kullanılan analiz araçları arasında SPSS Modeler 18 ve MATLAB R2014a yazılımları yer almakta olup, C5.0, CHAID, CART (Gini ve Twoing), Random Trees, Logistik Regresyon, Discriminant Analizi, LSVM, Yapay Sinir Ağı (YSA) ve Bayesian Network algoritmaları kullanılmıştır. Her bir model için doğruluk oranları hesaplanmış ve sınıflandırma başarıları karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, kredi risksiz işletmelerin doğru sınıflandırılmasında %98,21 başarı oranı ile LSVM algoritması öne çıkarken, kredi riskli işletmelerin doğru tahmin edilmesinde %96,43 oranı ile C5.0 ve Random Trees algoritmaları en yüksek performansı göstermiştir. Analiz yöntemleri açısından performans başarıları kıyaslandığında toplam başarı oranı (kredi riskli ve kredi risksiz) açısından %96,43'lük performans başarısıyla Random Trees yöntemi en iyi performansı gösterirken, bunu sırasıyla %95,54'lük başarı performansıyla C5.0 algoritması ve %89,29'luk performansıyla YSA algoritması kaydetmiştir. Araştırmada test edilen hipotezler doğrultusunda, veri madenciliği yöntemlerinin finansal oranlar aracılığıyla kredi değerlendirme risklerini tespit etmede yüksek doğrulukla kullanılabileceği görülmüş ve bu yöntemlerin klasik istatistiksel veri madenciliği analiz tekniklerine kıyasla üstün performans sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, yalnızca finansal oranlara dayalı verilerle oluşturulan modellerin yüksek başarı sağlaması, veri madenciliği tekniklerinin kredi risklerinin tespitinde güvenilir ve geçerli bir yöntem olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çalışmada, bankaların kredi değerlendirme süreçlerine bu tür veri madenciliği tabanlı erken uyarı sistemlerinin entegre edilmesi, kredi risklerinin zamanında belirlenmesini sağlayarak kredi risk yönetiminin güçlendirilmesine katkı sunabileceği belirtilmiştir. Araştırmanın öneriler kısmında, gelecekteki çalışmalarda daha geniş veri setleriyle farklı sektörler ve bölgelerden örneklemlerin dahil edilmesi, finansal olmayan değişkenlerin (yönetim kalitesi, piyasa itibarı gibi) modele entegrasyonu ve derin öğrenme algoritmalarının (CNN, LSTM vb.) uygulanması önerilmektedir. Bu çerçevede geliştirilecek daha dinamik ve bütüncül modellerin, bankacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu erken uyarı sistemlerinin temelini oluşturabileceği vurgulanmaktadır. Bu çalışma, bankacılık sektörü özelinde kredi risk yönetiminde yeni bir yaklaşım sunmakta ve akademik literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır. Tezin sonuçları, özellikle kredi risklerinin önlenmesi ve tespit edilmesi noktasında hem pratik hem de teorik düzeyde önemli açılımlar içermektedir.
Spor yapan ve yapmayan üniversite öğrencilerinin imgeleme ve güdülenme durumlarının incelenmesi: Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi örneği
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Arık, Emrah; Reyhan, Servet
İmgeleme, fiziksel bir çalışma yapmadan, yalnızca düzenli, planlı ve yoğun bir şekilde zihinsel olarak bir hareketi hayal etmek (zihinde canlandırmak) yoluyla yeni bir beceri, hareket kazanma ya da var olan bir hareketi, beceriyi daha kusursuz bir şekilde yapabilmeyi sağlayan yöntemdir. Güdü belirli bir durumda, belirli hedeflere ulaşmak ve gerekli davranışları gösterebilmek için kişiyi harekete geçiren ve yönlendiren itici güçtür. Bu çalışmanın amacı spor yapan ve yapmayan öğrencilerin imgeleme ve güdülenme durumlarının incelenmesidir. Bu çalışmanın örneklemini Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde öğrenim gören, spor yapan ve yapmayan 2024-2025 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 178'i kadın, 162'si erkek, toplamda 340 gönüllü üniversite öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma nicel bir çalışma olup katılımcılara çevrimiçi anket yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırmada demografik özellikler ile Sporda İmgeleme Envanteri, Sporda Güdülenme Ölçeği-II kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile regresyon ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Öğrencilerin spor yapıp yapmadıklarına göre sporda imgeleme ölçeği alt boyutları olan bilişsel imgeleme, motivasyonel özel imgeleme, motivasyonel genel uyarılmışlık, motivasyonel genel ustalık ve genel toplam puanları arasında anlamlı ve sporda güdülenme ölçeği alt boyutları olan içsel güdülenme, dışsal güdülenme, dışsal güdülenme alt boyutlarından özümseme, özdeşim, içe atım, dışsal düzenleme ve genel toplam puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05). v Düzenli spor yapmanın bireylerin hem zihinsel olarak spora yönelik imgeleme becerilerini hem de motive olma düzeylerini güçlendirdiğini göstermektedir. Sporcu ve antrenörlerin bu iki kavramı dikkate alarak çalışma yapmaları önerilir. Anahtar kelimeler: Spor, İmgeleme, Güdülenme.
Osmanlı kaza belediyelerinin karşılaştırmalı bir analizi: Şarköy ve Karaisalı belediyeleri (1919)
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Yıldız, Hakan; Çatal, Ahmet Caner
Osmanlı Devleti'nde yerel hizmetler, kadı, lonca ve vakıf teşkilatları aracılığıyla yapılmaktaydı. Kadı asli görevi olan adaleti sağlamanın yanında idari olarak bulunduğu şehrin amiri konumundaydı. Kadı'ya bu görevinde resmi yardımcıları dışında şehrin gönüllü kuruluşları da yardımcı olmaktaydı. Şehrin sosyal yapıları olan cami, hastane, çarşı, köprü, yol ve kervansarayların yapım, onarım ve bakım hizmetleri bu gönüllü kuruluşlar olan lonca ve vakıflara aitti. Bir esnaf örgütlenmesi olan loncalar, üyeleri arasındaki rekabeti önleyerek çarşıda ekonomi ve düzenin sağlanmasına yardımcı olmaktaydı. Vakıflar ise şehrin en önemli ihtiyacı olan hastane, yol, çeşme ve camilerin yapım ve bakım hizmetlerini üstüne alarak şehirde kamusal alanların sorumluluğunu üzerine almaktaydılar. 19. yüzyıla geldiğimizde bilimsel ve ekonomik gelişmeler, bu organizasyonların ihtiyaca cevap vermede yetersiz kalmasının da etkisiyle zamanla şehir hayatından çekilmelerinde etkili olmuştur. Bu yüzyılda ticaret, ulaşım ve iletişimin hızla gelişmesi ile birlikte şehir hayatında meydana gelen hareketlilik, beraberinde birçok hizmet kolunu da harekete geçirmiştir. Tanzimat ile birlikte bürokratik, merkeziyetçi bir yapı meydana getirilmeye çalışılmış, bu yapı içerisinde uzmanlık gerektiren belediye teşkilatı, klasik dönem müesseselerinin yerini almaya başlamıştır. Yapılan hukukî düzenlemeler ile birlikte tüzel bir kişilik olan belediyeler, merkezin iş yükünü hafifleterek, yerel hizmetlerin daha hızlı bir şekilde yerine getirilmesinde önemli bir kurum olmuştur. Malî açıdan bir bütçeye sahip olan belediyeler, gelir ve gider tablosu hazırlayarak dönemsel hizmet programı hazırlamıştır. Yapılan bu çalışmayla aynı döneme ait iki kaza statüsündeki Şarköy ve Karaisalı belediyelerini 1919 yılına ait bütçelerini karşılaştırma yöntemi ile analizini yaparak yerel hizmetleri vatandaşa sunma konusunda belediyelerin çalışmaları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Belediye, Karaisalı, Şarköy, Tanzimat



















