Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Osmaniye, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Ortaokul öğrencilerine uygulanan 8 haftalık fiziksel aktivite uygulamalarının antisosyal davranış bozukluğuna etkisinin araştırılması
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Çerçi, Hümeyra; Hazar, Kürşat
Bu çalışma ortaokul öğrencilerine uygulanan sekiz haftalık fiziksel aktivite uygulamalarının antisosyal davranış bozukluğuna etkisinin araştırılmasıdır. Bu tez araştırması, nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desende ön test-son test kontrol gruplu model temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören Hatay ili İskenderun İlçesi'nde bulunan ortaokullarda okul rehberlik servislerinden destek alınarak davranış bozukluğu olduğu varsayılan ve fiziksel aktivite düzeyi inaktif olan 3 farklı ortaokulda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen, 20 ortaokul öğrencisi deney grubunda, 20 ortaokul öğrencisi kontrol grubunda olmak üzere toplamda 40 ortaokul öğrencisinden oluşmuştur. Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin, fiziksel aktivite düzeyini saptamak için uluslararası "Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu" ve prososyal ve antisosyal davranış düzeylerini ölçmek için ise "Sporda Prososyal ve Antisosyal Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Ön test sonrası ortaokul öğrencilerine 8 hafta boyunca haftada 3 gün, günde 45 dk atletizm ve basketbolda orta şiddet de antrenman yaptırılmıştır. Araştırmada ilk olarak toplanan veriler üzerinde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans/yüzde gibi tanımlayıcı istatikler gerçekleştirilmiştir. Deney (20) ve kontrol (20) gruplarındaki kişi sayıları dikkate alınarak, veri sayısının parametrik koşulları sağlamadığı gerekçesiyle, verilerin analizinde, ikili karşılaştırmalarda Mann-Withney U test ve öntest sontest arasındaki farklılığı tespit etmek için ise Wilcoxon işaretli sıralar testi (Wilcoxon Signed Rank Test) yapılmıştır. Araştırma sonuçları, sekiz haftalık fiziksel aktivite programının deney grubundaki ortaokul öğrencilerinin prososyal davranışlarını artırmada ve antisosyal davranışlarını azaltmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunda prososyal takım arkadaşı ve rakip tutumlarında olumlu gelişim gözlemlenirken, tüm öğrencilerde antisosyal takım arkadaşı ve rakip davranışlarının azaldığı tespit saptanmıştır. Bu veriler, düzenli ve yapılandırılmış fiziksel aktivite uygulamalarının ortaokul öğrencilerinin sosyal davranış gelişimini ve sosyal uyumlarını destekleyen etkili bir müdahale aracı olduğunu göstermektedir.
Öğe
Liderlik tarzlarının iş stresi üzerine etkisi (Özel sektör çalışanları üzerine bir uygulama)
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Erdem, Selahattin; Kara, Ergün
Günümüzde örgütlerin hem başarı düzeylerini hem de hedeflerine ulaşma kapasitelerini etkileyen temel unsurlar incelendiğinde, liderlik ve iş stresi kavramlarının ön plana çıktığı görülmektedir. Yaşamın her alanında ve özellikle iş ortamlarında stresle karşılaşmak kaçınılmaz bir durumdur. Bu stresin kaynakları çeşitlilik göstermekle birlikte, stresin iş yaşamında ortaya çıkması durumunda hem kurumlar açısından verimliliğin azalmasına hem de çalışanların yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir.İnsanlar tarih boyunca topluluklar hâlinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu toplulukların düzenli bir biçimde yönetilmesi ve hedeflerine ulaşabilmesi için ise liderlik olgusuna ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışma kapsamında, farklı liderlik tarzlarının iş stresi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, liderlik tarzlarının alt boyutlarının yanı sıra, demografik değişkenlere göre iş stresinde anlamlı farklılıkların olup olmadığı incelenmiş; ayrıca liderlik tarzları ile iş stresi arasındaki ilişki ve etki düzeyleri analiz edilmiştir. Türkiye genelinde orta ve büyük ölçekli işletmelerde yapılan araştırmada, veri toplama aracı olarak ölçek temelli bir anket ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, liderlik tarzları ile iş stresi arasında anlamlı ve negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri ile liderlik tarzları ve iş stresi değişkenleri arasında da anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca liderlik tarzlarının alt boyutlarından "çalışan odaklı liderlik" değişkeninin iş stresi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve bu etkinin yaklaşık %24 düzeyinde bir açıklayıcılığa sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Tarzları, Stres, İş Stresi,
Öğe
Blokzincir teknolojisinin muhasebeye etkileri ve muhasebe meslek mensuplarının blokzincir teknolojisine algıları
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Çelen, Yağmur; Kefe, İrem
Bu çalışma, blokzincir (blockchain) teknolojisinin muhasebe uygulamaları üzerindeki etkilerini incelemek ve muhasebe meslek mensuplarının bu teknolojiye ilişkin algılarını değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Son yıllarda dijitalleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte blokzincir teknolojisi, finansal raporlama, denetim ve veri güvenliği gibi muhasebenin temel alanlarında dönüşüm potansiyeline sahip bir yapı olarak öne çıkmaktadır. Tez kapsamında öncelikle blokzincir teknolojisinin temel prensipleri, işleyiş yapısı ve muhasebeye entegrasyon potansiyeli ele alınmış; ardından bu teknolojinin muhasebe süreçlerine sağladığı fırsatlar ile beraberinde getirdiği tehditler irdelenmiştir. Araştırmanın ampirik kısmında ise Türkiye'deki muhasebe meslek mensuplarına yönelik Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli Ölçeği kullanılıp, bir anket çalışması yapılmış ve veriler SPSS paket programı ile analiz edilerek muhasebe meslek mensuplarının blokzincir teknolojisine dair bilgi düzeyleri, tutumları ve adaptasyon eğilimleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda, teknolojinin muhasebe mesleği açısından nasıl bir dönüşüm yaratabileceği tartışılmış ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular; blokzincir teknolojisinin muhasebe uygulamalarında şeffaflık, güvenilirlik ve hız gibi avantajlar sağladığını ortaya koyarken; aynı zamanda bu dönüşümün meslek mensupları açısından çeşitli adaptasyon sorunları ve mesleki tehditleri de beraberinde getirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda, çalışmanın hem akademik literatüre katkı sağlaması hem de uygulayıcılara yol gösterici olması hedeflenmiştir.
Öğe
Yeni sanayileşen ülkeler döviz piyasalarında adaptif piyasalar hipotezinin geçerliliği ve getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkinin Türkiye özelinde incelenmesi
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Güven, Gökhan; Cihangir, Mehmet
Adaptif Piyasalar Hipotezi, piyasa etkinliğinin zamanla değişebileceğini savunan bir teoridir. Bu hipotez etkinlik düzeyindeki değişimlerin sebebini, piyasa koşulları başta olmak üzere birçok etkene bağlamaktadır. Etkin Piyasalar Hipotezi, piyasaların her zaman etkin olduğunu ve bu nedenle yatırımcıların geçmiş verileri kullanarak fazla getiri sağlayamayacağını savunmaktadır. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalar, piyasaların her zaman etkin olmadığını ve yatırımcıların bazen rasyonel olmayan davranışlar sergilediğini göstermiştir. Adaptif Piyasalar Hipotezi, bu eleştirilere paralel olarak geliştirilmiştir ve piyasaların dinamik olduğunu, farklı etkenlere bağlı olarak zaman içinde değişen etkinlik düzeyleri sergileyebileceğini öne sürmektedir. Bu tezde Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerliliği Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasalarında incelenmektedir. Ayrıca getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişki Türkiye döviz piyasası özelinde araştırılmaktadır. Bu doğrultuda söz konusu ülkelerin ABD Doları karşısındaki döviz piyasalarının, Ocak 2000 – Aralık 2023 dönemine ait aylık kapanış verileri Automatic Portmanteau ve Wild-Bootstrap Automatic Variance Ratio testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu testler, kayan pencereler yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanarak, piyasa getirilerinin öngörülebilirlik derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Daha sonra, getiri öngörülebilirliği ile piyasa koşulları arasındaki ilişkiyi incelemek için Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre Yeni Sanayileşen Ülkeler'in döviz piyasaları bazı dönemler etkin bir yapıya sahipken bazı dönemler etkin olmayan bir yapıya sahiptir. Bu durum Adaptif Piyasalar Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Ayrıca Türkiye döviz piyasası özelinde incelenen analiz sonuçlarına göre Johanesen Eşbütünleşme testi sonuçları, serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettiklerini göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçları ise değişkenlerden bazılarının Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olduğunu, bazılarında bu ilişkinin olmadığını göstermektedir. Bu kapsamda dış ticaret dengesi, dolar endeksi, brent petrol fiyatları, enflasyon ve politika faiz oranı Türkiye döviz piyasası etkinlik derecesi ile ilişkili olan değişkenlerdir. Tüketici güven endeksi, altın fiyatları ve BİST100 ise ilişkili olmayan değişkenler olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar Türkiye döviz piyası etkinlik değişimi üzerinde tüketici algısı ve sermaye piyasası getirilerinden ziyade, fiyat istikrarı, dış denge ve küresel maliyet unsurları gibi temel makroekonomik dinamikler tarafından şekillendiğini göstermektedir.
Öğe
İktisat okullarının rasyonellik anlayışları çerçevesinde liberteryen paternalizm politikalarının değerlendirilmesi
(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2025) Çapar, Başak; Göcen, Serdar
İktisat, kıt kaynakların sınırsız insan ihtiyaçları arasında tahsisini inceleyen bilim dalıdır. Karar alma mekanizmaları bu kıt kaynakların verimli tahsisinde rol oynamaktadır. Geleneksel iktisat teorisinin temel varsayımlarından biri, geleneksel iktisat teorisindeki karar alma birimlerinin rasyonellik varsayımı altında seçimler yaptığına inanan rasyonalite kavramıdır. Ancak rasyonellik kavramının ve rasyonel bireylerin rasyonel davranışlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı çağlar boyunca en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Ekonomik modeller bireysel rasyonelliğe dayanmaktadır. Ancak ekonomik istikrarsızlık ve kriz nedeniyle mükemmel rasyonellik varsayımı sorgulanmaya başlanmıştır. Davranışsal İktisat, insan rasyonelliğinin sınırlı olduğuna inanır, dolayısıyla faaliyetlerin sonuçları mükemmel olmaktan uzaktır. Ana akım ekonomik modelleri daha gerçekçi aksiyomlara dayandırmaya çalışır. Davranışsal İktisat, rasyonelliğin bireyler tarafından alınan tüm kararlarda gözlemlenebileceğini iddia eden ana akım ekonomik geleneğin aksine, rasyonelliği genel bir açıklamadan ziyade istisna olarak ele alan, gelişmekte olan bir disiplindir. Sınırlı seçimler, sınırlı zihinsel veya fiziksel yetenek veya bilgi ve sınırlı sezgisel eğilimler; bireylerin mantıksız kararlar almasına yol açabilir. Avusturya İktisat Okulu ise rasyonellik anlayışında farklı bir yaklaşım benimseyerek, bireyin sınırlı bilgiye sahip olduğu gerçeğini merkeze alır. Mises'in praksiyoloji temelli görüşü, her insan eyleminin özünde rasyonel olduğunu; Hayek'in bilgi teorisi ise bilginin toplum içinde dağınık yapısını vurgulayarak, rasyonelliği bireysel akıldan çok toplumsal süreçlerle ilişkilendirir. Bu bakış açısı, rasyonelliği yalnızca araçların amaçlara uygunluğu temelinde değerlendirerek, amaçların içeriğini analiz dışında bırakır. Bu farklı rasyonellik yaklaşımlarının politika yansımaları da bulunmaktadır. Davranışsal iktisat, sınırlı rasyonalite nedeniyle bireylerin karar hatalarına karşı "Liberteryen paternalizm" yaklaşımıyla müdahaleyi önermektedir. Bu yaklaşım, bireylerin tercih özgürlüğünü ortadan kaldırmadan, karar verme süreçlerini yönlendiren hafif dürtme (nudges) ile daha iyi sonuçlara ulaşmayı amaçlamaktadır. Avusturya iktisadı ise bireylerin özgür seçimlerine ve dağılmış bilgiyi içeren kendiliğinden düzen süreçlerine vurgu yaparak, paternalist müdahalelere mesafeli yaklaşmaktadır.